Translate

Показват се публикациите с етикет Kadriye Cesur. Показване на всички публикации
Показват се публикациите с етикет Kadriye Cesur. Показване на всички публикации

неделя, 6 май 2012 г.

СТИХОВЕТЕ НА БОРИС РОКАНОВ СА ИЗКУСНИ ИМИТАЦИИ И НЕ СА ВЕЛИКОЛЕПНИ, ТВЪРДИ ЕКАТЕРИНА ЙОСИФОВА И ПИШЕ СЪКРОВЕНО ПИСМО ДО АВТОРА



Никой не ме познава и обича напълно.

Simone de Beauvoir




 Не ми се пише за тези ти стихотворения, Боби. Макар че има какво и даже има и добри неща. Виж, бих ти написала дълго писмо, за да ти наговоря лошите неща, да хвърля по тебе предишните ти стихотворения, да те улуча и да те заболи – може пък да има полза. Само че няма да те заболи, стокилограмов мъж, не оня хърбав заекващ недорасляк, който пишеше ония стихотворения. Даже злобата – по отношение на целия свят, включая жените и децата, разбира се – не е същата, сега я имитираш. В уж същата посока, ама само това не върши работа.  
Сигурно може да се каже и за някои изкусни имитации, че са великолепни. И вероятно ще го каже някой; но не и аз. Дори само заради голямото ми пристрастие към оригиналите.
Значи, Боби, това е положението за мене. Няма да кажа “съжалявам” – макар че наистина съжалявам, не “в смисъл” американскосапунен на “извинявам се”, а със съжаление съжалявам, много – поне колкото се ядосвам.
И никак не се отказвам, ще чакам да се види по-натам.
Тия редчета, разбира се, не ти вършат работа за в книгата: пращам ти ги с бледата надежда да имат някакво значение за тебе.
                                                                                                                                 К.


Elizabeth Taylor



вторник, 3 април 2012 г.

Boris Rokanov: UYUYAN GÜZEL, HARİKA RÜYALARI VE PEK NAZİK HİZMETÇİSİNE DAİR MUHTEŞEM BİR ŞİİR

Janis Joplin


                                        
Uyuyan güzel uyanmadan önce öldü,
ama hiç değilse bazı şeyleri rüyasında gördü,
ömrünü uyuyarak, rüyalar içinde tüketti.
Prensler ve halk için
uyuyan güzeldi o,
kral babası ve validesi için:
uyanmayı unutan kızları;
hizmetçisi (elinden bez düşmeyen o kadıncağız) için,
üstü örtülmesi, yüzü pudralanması gereken,
güzel kokular sıkılan, üstü başı değiştirilen,
saçı taranan, ıslak nevresimleri yenilenen, sıcacık uyuyan bir vazifeydi.
Elinden bez düşmeyen o kadın, saraydayken emekli olmayı,
orada evlenmeyi,
çocuk çocuğa karışmayı, onları da evlendirmeyi umuyor
ve o yüzden prenslerle pek iyi geçinmeye uğraşıyor;
ve kendisi bile şaşırarak her yıl yeniden hamile kalıyordu
(şaşılası ve şaşkın bir hizmetçi olup çıktı).
Bu hizmetçi kadın sağlık sigortasını aksatmadan öderdi,
çünkü her şey olasıydı
prens dediğinin sağı solu belli olmaz,
uyuyan güzelse bir gün uyanıverirdi, mazallah.
Kocadı prensler yavaş yavaş, prenses de uyuyarak yaşlanıyordu,
elinden bez düşmeyen nazik kadının çocukları
sarayı doldurup taşırdı,
buna karşın hizmetçi kadın, sigortasını ödemeyi sürdürüyor
ve yeni kuşak prenslerle nazik olmaya devam ediyordu.
Böylece doğdu uyuyan güzel efsanesi,
bu arada güzel öldü,
büyük bir aileye sahip olan o hizmetçi emekli oldu
ve nezaketi tükendi, o bereket kesildi.
Büyük Fransız Devrimi de böyle doğdu,
Büyük Ekim Devrimi de,
kardeş Yahudi halkının
Asya’dan Amerika’ya ve tersine olan Büyük Göç’ü de.
İşte pek nazik, pek çok şey bilen kadınlara yazılan
şiir bu noktada bitiyor.
Her ne kadar şairi bitmesinden yana değilse de.

                                                     Bulgarcadan çeviren: Aziz Şakir - Taş
     

Pablo Picasso in front of the unfinished Guernica, 1937
BEЛИКОЛЕПНО СТИХОТВОРЕНИЕ ЗА СПЯЩАТА КРАСАВИЦА,
ЧУДНИТЕ Й СЪНИЩА И НЕЙНАТА ПРЕЛЮБЕЗНА ПРИСЛУЖНИЦА
                                                                               

Спящата красавица умря преди да се събуди,
но затова пък сънува това-онова,
целия си живот проспа и просънува.
За принцовете и тълпата,
тя бе спящата красавица,
за баща си, краля и за майка си, кралицата – бе заспалата,
която е забравила да се събуди,
а за прислужницата (женичката с парцала) –
бе заспало,топличко работно място, което го завиваш, пудриш, парфюмираш,
преобличаш, решеш и сменяш напиканите чаршафи.
Тя – женичката с парцала – се надяваше да се пенсионира в двореца
и да се омъжи в него,
да роди деца, които после също да ожени,
затова бе любезна с принцовете
и всяка година се изненадваше от нова бременност –
(една изненадана прислужница се оказа).
Тя, прислужницата, редовно си плащаше здравните
и социалните осигуровки,
защото нищо не се знае,
принцовете са толкова непостоянни,
а и спящата красавица би могла да се събуди.
Принцовете бавно остаряха, принцесата старееше и спеше,
а децата на прелюбезната жена с парцала
напълниха двореца,
независимо от това прислужващата дама продължаваше да си плаща осигуровките
и да любезничи със следващото поколение принцове.
Така се роди митът за спящата красавица,
която между другото умря,
прислужницата се пенсионира със значително потомство
и нейната любезност свърши, т.е. пресъхна.
Така се роди и Великата Френска революция,
Великата Октомврийска революция,
и Великото Преселение на братския еврейски народ
от Азия в Америка и обратно.
Ето, на това място свършва стихотворението
за прелюбезните жени, които знаят всичко.
Въпреки, че на поета не му се иска да свършва.
Salvador Dali and Raquel Welch

сряда, 21 март 2012 г.

idil üner&BORIS ROKANOV&Baba Zula ve Brenna Maccrimmon:ANNE BABA VE KONSTANTİN PAVLOV’UN POZLARINA DAİR MUHTEŞEM BİR ŞİİR


                      
          Peki senin dansın niye kaldırıyor… Şeyimi…
          Nasıl demeli… Nasıl demeli

                “Gala Dans Provası”-ndan Konstantin Pavlov                                             
                                                                                                                           

Ben baban olabilirim,
ama isterim ki annem olasın sen,
benim annem, çıplak
anne,
gözleri olan ve olmayan anne.
Anne,
bir nebze bile uzaklaşmak istemiyorum senden.
Ev belledim
annem,
senin rahmini.
Hayat risalesine yaraşır bir çıplaklıkla
rüya ve hayallerde
öylesi
muhteşem büyülüyorsun ki beni,
ben ise senden bende bulunduğuncayım.
Hangisini göz ardı edeyim:
kendimi mi, hayatı mı?
Ve öylece
biteviye ve insanca
zonklayan o yaraya el ayasını basmış
severim annemi
severim kendimi: o babayı:
tam bir baba kunduz gibi
gök karanlıktan, olduğu gibi.

Görülmemiş bir kemik torbasısın: savaşacaksın…
Hangisini göz ardı edeyim:
kendimi mi, hayatı mı?
Peki ya senin o bezgin kuzinlerin son sözüme ne derler:
kötü yola düşen el kadını için
çocuklara ve kirpilere
annelik edecek olan için
kendi çocuklarına, kendi kirpilerine,
benim annem,
annelerin en güzeli.

Bulgarcadan çeviren: Aziz Şakir - Taş

Boris Rokanov, Plovdiv
























ВЕЛИКОЛЕПНО СТИХОТВОРЕНИЕ ЗА БАЩАТА И МАЙКАТА
И ЗА ПОЗИТЕ НА КОНСТАНТИН ПАВЛОВ

А защо твоя танц ми повдига... Онова...
Как да го назова… Как да го назова...
Константин Павлов, “Репетиция за галатанц”


Аз мога да съм ти баща,
но искам ти да си ми майка,
моя майка, майка
гола,
майка със очи и без очи.
Майко,
от теб не искам да помръдна нито милиметър.
Майко,
аз твоята утроба си избрах за къща.
Ти
във сънищата и в мечтите така изящно ме омайваш
със голота,
достойна
за каталога на живота,
и аз със толкова във тебе, колкото във мене се намираш.
Кое да пренебрегна – себе си или живота?
И все така
изцяло и човешки
с шепичка в пулсиращата рана
обичам майка си
обичам себе си – бащата – цял
бащичко като гарван
син от тъмнина.

Хърба си невиждана – бори се....
Кое да пренебрегна – себе си или живота?
А всички твои изтерзани братовчеди,
какво ще кажат за последната ми дума –
за чуждата, пропаднала жена,
която ще е майка
на деца и таралежи,
на нейните деца и нейни таралежи,
моя майка,
най-красива майка.

Boris Rokanov, "Poetiki", Sofia

вторник, 20 март 2012 г.

Ahmet Kaya&Boris Rokanov: İSTANBUL GÜZELLİKLERİ


VEYA SÜLEYMAN VE MUSTAFA’YA, SOFYA VE AHMED’E VE FRANSA’DAN ŞAİR JEAN’A DAİR MUHTEŞEM BİR ŞİİR VEYA KONSTANTİNOPOLİS DEFTERİ

Boris Rokanov
 (Bulgarsitan)
 Sabahın 3’ünde, İstanbul’da Topkapı Sarayı civarındaki
parklarda yazmaya başladım bu şiiri
ve o sebeple şiir karanlık ve karamsar gibi görünür,
belki gerçekten de öyledir, bilemiyorum.







1.

Börek gibi yağlı Hvoynalı nineler arasında
şair-i azamın ayakkabıları soluk ve parıldıyor,
mürekkep lekesi gibi sırıtıyor,
                        toplumda örnek tutumları olan
öfkeli ahududu sesiyle
armut kadar merhametli ve doğru yolda ilerleyen
şehvet dolu kabaklar gibi.
Memeleri âşık leğenler aralarından zıplayan ve yıkayan, ne yıkayan?
Pavelsko sütüyle kabarmış.

Yaşa! Yatan İstanbul ile,
Yaşa! Sahip olmadıkları, olamadıkları, olamadıkları, olamadıkları şeyi ışıldatan
asrın yalınayak çocukları ile,
aynı şeye sahip olamayan onların çocukları da, Yaşasın!
Avrupa’nın aç-çıplak gençleri
İstanbul’un çökkün coğrafyasını dolaşıyor
ve de baklavayla limonata içiyorlar.

Lütfen, kadim Sofya’nın çıplak göğsünden on sıradüzen gözyaşı alın:

(şu eşarbı gerilmiş zülüflü Türk kadını
bana şefkatle yaklaşıp karnımı okşayabilir ve de diyebilir ki:
maşallah Boris).

Kime mi küfrediyor İstanbul minarelerinden hocalar:
Onlar sabahleyin saat yedide Şark’tan gelen bir uğultudur salt:
bu kabasakal baylar, kimin kulağına ötüyor
şehvetli seslerini kime mi fısıldıyor:

Onlar sabahleyin saat yedide Şark’tan gelen bir uğultudur salt.

İyi huylu, mümtaz kiraz kardeş niye çekidüzen vermiyorsun dişlerine?
Bülbüller böyle öter, demek rakı içmişler, demek
bol bol acı gül, sümbül ve karanfilli keskin etler yemişler.
Ve sol ayaklarıyla 5 yaşında olan Tea gibi zıplıyorlar.

Günün akrebi ve yelkovanı Ocak’ı göstermekte:
bayan Karaahmet’in bir kreşte sesini kaybettiği ayı,
üzerinde oyuncakların bulunduğu bir masanın yanı sıra
bir çocuk onu bulup yedi
ve böylece bayan Karaahmet sessiz kaldı,
hocalarsa ezanlar okuyordu.
Bu büyük kayıp bana sesini Merkez Gar’da kaybedip şimdi karada susuz kalan balık misali,
yani yalnızca ağızlarını açan
bir takım Bulgar şairleri hatırlattı.

Avrupa’nın aç-çıplak gençleri
İstanbul’un çökkün coğrafyasını dolaşıyor
ve de baklavayla limonata içiyorlar.

                                                                 
                                                                                                                   
             
                                                     2.

Pazartesileriyle kış mevsimi
Çorap söküklerinin göğüslerde koptuğu
ve uzunbacaklı kaderlerin muslukları açtığı
hele de sıcak suyu açtığı zaman:

ah çarmıhlara gerilen yemeğimiz aşk halindedir.

Civciv melemekte, bebe ağlamakta
Zaman küçük yiğidi sallamakta.


Sonra Selânik’li iki kardeş
Süleyman ve Mustafa
dâhi bir şairin ayaklarına kapanmakta.

Her bir kılımız sekiz ton ağırlığındadır, sevgilim.

Alman Çeşmesi üzerinde
mısra yerine
yaprak gibi ağarmış martılar düşüyor
kar şalvarlı ve
yumuşak dizli
titrek camilere.                                       


                                                                                                          

3.

Sultan Ahmet Camiinin halılarında harfiyen yuvarlanmaktaydım,
Harfiyen yuvarlanmaktaydım
Yeni Cami’de de,
yuvarlanmaktaydım Beyazıt Camiinde de:

şimdi Sofya ile Ahmet’in aralarına girip oturmuş, tanışmalarına ve
şefkatle öpüşlerine,
şöyle sarmaş-dolaş olmalarına mani oluyorum.
Onlar, karanlık şehvetleri olan İstanbul’un kedileri
onlar İstanbul’un heceleri
çocukluğumdaki serili çamaşırlar gibi.

Avrupa’nın aç-çıplak gençleri
İstanbul’un çökkün coğrafyasını dolaşıyor
ve de baklavayla limonata içiyorlar.

                                                                                                      
  4.

Kış mevsimi yine oldukça gecikiyor
kardan daha soluk soğuk algınlığından ve eşek öksürüğünden ölen

Fransa’dan Jean mısraları misali.
Çok yaşamak ‘çok yaşaya’ eşit
Yaşa!

Yaşa! Yatan İstanbul ile, Yaşa! Sahip olmadıkları, olamadıkları, olamadıkları, olamadıkları şeyi ışıldatan asrın yalınayak çocukları ile,
aynı şeye sahip olamayan onların çocukları da, Yaşasın!

 Bulgarcadan çeviren: Aziz Şakir - Taş


Ahmet Kaya, Pere Lasez, Paris